Tyler Durden Ölmedi, Bilinçaltımızda Yaşıyor

Fight Club dünyada ve ülkemizde büyük bir takipçi kitlesi edinmiş kaliteli bir kurgu. Bizim memlekette bir Palahniuk romanından daha çok ‘Brad Pitt’in dövüşlü filmi’ olarak bilinmesinden dolayı belki de ondan bahsederken “roman” yerine “kurgu” kelimesini kullanmak daha doğru olacak. Hele şu sıralar hikâyenin devamı bir çizgi roman olarak aktarılmaya başlanmışken.

chuck-5Belki garip gelebilir ama benim görüşüm Fight Club’ın bu kadar ünlü olmasının nedeninin Brad Pitt’in adonis kasları olmadığı. Elbette adonisler ve Helena Bonham Carter’ın sigara dumanı da çok önemli etkenler (şaka bir yana) ancak Fight Club’ın ele aldığı temel sorunun aynı zamanda insanlığın da temel soru(n)larından olması onu hala okunur/izlenir/seyredilir kılıyor.

Tüketimin sınırı insanın sınırlarına ne kadar uzaktır? Moda ve popülaritenin verdiği haz bireyi mutluluğa eriştirir mi? Tecavüz, cinayet ve işkencenin var olduğu bir yaşam ekseninde iyilikten söz edilebilir mi? Terör nedir? Fight Club takipçisine bu soruların cevabını vermiyor. Ama onunla ilgilenmiş her bireyin kendine bunları (ve daha fazlasını) soracağı, soruların yaratacağı kaos içinde farklı akıntılarla sürükleneceği kesin.

96’da yayınlanan romanı Fincher amca 99’da film haline getirdi. Filmiyle olsun kitabıyla olsun Palahniuk’un bizim memlekette kitaplarının (porno diyo lan) saçma salak sebeplerle yasaklanmasından olsun Fight Club günümüzde İsa-Muhammed-Musa kadar ünlü. Aslında bu bilinirlik onun bulunduğu konumdan söylediklerine bir zıtlık da oluşturmuyor değil. Ancak kurgunun tabanı öylesine kötümser bir idealizme dayanıyor ki (tıpkı Žižek’in içinde bulunduğu popülerariteye getirebildiği eleştiri gibi) bu durum konunun yanında hiç sırıtmıyor.

IMG_20150802_135842Birkaç ay önce Palahniuk reyiz hikâyenin devamını çıkaracağı haberini verdi. Haberden daha ilginç olansa hikâyenin bir çizgi roman olarak süreceği. Kitabın Türkiye yayıncısı Ayrıntı ise bu habere combo çekip çizgi romanın Amerika ile eş zamanlı olarak bizde de yayınlanacağını belirtti ve geçtiğimiz ay içinde serinin 0 ve 1 numaralı ilk kitapçıkları dağıtıma sunuldu. Esra Açıkgöz’ün Hürriyet’te (tam da üst paragrafta bahsettiklerime örnek olarak Kelebek ekinde) yer alan röportajında hikâyenin devamı için neden çizgi romanının seçildiğine çok iyi bir cevap vermiş Palahniuk amca;

“gerek romanımın kendisi, gerekse David Fincher’ın filmi öyle vefalı, öyle tutkulu bir izleyici kitle edindi ki, devam niteliğinde bir anlatının kendi otoritesini sağlamasının yolunun ancak önceki ürünle karşılaştırılamayacak üçüncü bir araçla, yani romandan veya filmden farklı bir araçla anlatılması olabileceğine karar verdim.”

3           2         1

Hikâyeden bahsetmek çok pis spoiler olacak o yüzden sadece şunu söylemek en iyisi “Tyler ölmemiş ya lan!” Spoiler sayılmayacak bilgiler ise şöyle; Cameron Stewart’ın çizgiye aktardığı hikâyenin şimdiye kadar çıkan kitapçıklarından 0.sayıda “Fight Club”ı “Fight Club 2”ye bağlıyoruz. On yıllık bir flashforward ile artık günümüz dünyasındayız. 1.sayıda ise hikâyemiz devam etmekte, ama ne devam etmek. Kitapçıklar alternatif kapak tasarımlarıyla sunuluyor (2.sayının kapakları yukarıdakiler olacakmış). Yabancı dil konusundan yetersiz olsam da çevirinin iyi bir çalışma sonucu ortaya çıktığı her halinden anlaşılıyor. 10 sayıda tamamlanması beklenen hikâyenin 2.sayısı 7 Ağustos’ta piyasaya çıkacak. O zaman bi’ Pixies dinlenir.

Reklamlar